DEDE KORKUT'TAN BİR HİKÂYE İNCELEMESİ

KAZILIK KOCA OĞLU YEGENEK

ÖZET

Bir zamanlar Kazılık Koca adında Bayındır Hân’ın veziri olan bir yiğit vardı. Bayındır Hân’ın tüm Oğuz beylerini topladığı bir gün, Kazılık Koca içtiği şarabın da etkisiyle hânından azılı bir düşman üzerine sefer diledi. Bayındır Hân’ın izni üzerine de iyi savaşan bir miktar adamıyla beraber Arşınoğlu Direk Tekfur denen “altı arşın boyu olan, altı batmalık gürz sallayan, çok hızlı yay çeken”, yenilmesi çok güç bir düşman üzerine sefer düzenler.

Kaleye varır varmaz savaşa başlarlar. Fakat Tekfur, Kazılık Koca’yı altı batmanlık gürzüyle yaralar ve esir alır. Diğer adamlarsa kaçıp giderler.

Aradan on altı yıl geçer. Bir çok kez Kazı Koca’yı kurtarmaya giderler ama başaramazlar. Bu arada Kazılık Koca’nın sefere çıkarken bir yaşında olan oğlu ‘Yegenek’, büyümüş ve güçlenmiştir. Bir gün babasının tutsak olduğunu öğrenir. Hânının da izni ile yanına yirmi dört gürbüz er alıp babasının tutsak olduğu kaleye yönelir. Kaleye vardığında Tekfur’la karşılaşır. Tekfur dövüşmek için er ister. Yirmi dört yiğidin hepsi de Tekfur’la dövüşürler fakat hepsi de yenilirler. Son olarak Yegenek çıkar karşısına. Yegenek, daha önce hiç yenilmeyen, yirmi dört yiğidi yere seren Arşınoğlu Direk Tekfur’u birkaç hamleyle yaralayıp kaçırır. Askerler babasını serbest bırakır. Yegenek ve babası öpüşüp koklaşırlar, hasret giderirler. Tekfur’un kalesini de kendi inançlarına göre tekrar îmar edip evlerine dönerler.
Dede Korkut bu hikayeyi dinler ve “Bu Oğuznâme Yegenek’in olsun” dedi…

-son-


~ İnceleme ~

1)     Ana Hatlarıyla Eser

•     Hikâye mekan tasviriyle başlıyor. Bu tasvir ayrıca kahramanın güç unsurlarını da anlatıyor.
•     Asıl kahraman ön plana çıkartılmak için zaman zaman yardımcı roldekilerin baskısı kırılarak verilmiş. Örneğin Yegenek’in kısa sürede yendiği Tekfur’a, babası, dayısı ve yirmi dört er hiçbir zarar veremezler.
•     Duyguların işlenişi bazen gizli bazen açıkçadır.Babasının tutsaklığı Yegenek’ten gizleniyor. Bunun yanında baba-oğul arasındaki sevgi âşikardır...
•     Kahraman ne kadar yiğit olursa olsun ataya ve hâna karşı saygıda kusur etmez. Onların iznini alır.
•     Hikâyede heyecan basamak basamak artırılmıştır. Öncelikle yirmi dört yiğit savaşır Tekfur’la, daha sonra Yegenek savaşır.
•     Dinî motifler hikâyenin genelinde etkin halde görülüyor.
2)     Eserde Adı Geçen Alet ve Araçlar

Çadır :
Bayındır Hân’ın çadırının tasviriyle başlıyor hikâye.
“Kam Gan oglı Hân Bayındır yirinde turmışıdı. Kara yėrüŋ üzerinę aġ ban ėvin dikmişidi. Ala sayvan gök yüzinę eşenmişidi. Biŋ yėrdę ipek hâlîċęsi döşenmişidi…”
Bu tasvir, mekanın anlatımı olduğu gibi hakanın gücünü, iktidârını okuyucuya hissettirmedir de. Mehmet KAPLAN bu açıyı şöyle îzah eder:
“Çadırın dünya hâkimiyeti ideali ve din ile alakalı bir manası olması ihtimâline de işaret edelim. … Burada gök, çadıra benzetilmiştir. Acaba bu sadece bir benzetmeden mi ibârettir, yoksa çadır ile gök arasında dinî bir münasebet mi vardır? … Dede Korkut hikâyelerinde çadırlar tasvir olunurken, sembolik olarak hakanın mekâna, yere, göğe hâkim olduğu hissi verilmek isteniyor.”

Savaş Aletleri (ok, yay, gürz, kargı, kılıç) :
Hikâyede diğer Dede Korkut hikâyelerinde olduğu gibi kılıç ve gürz sıkça kullanılmıştır. Fakat Oğuznâmeler’ deki gibi aletler ayrıntılı olarak tarif edilmez. Kişilerin tanıtımında sıkça kullanıldıkları görülür: “Kargı süngü ucında ėr bögürten”, “Koşą burcdan kayın okı eglenmeyen” gibi…

At :
At, Oğuzlarda son derece önemli bir yer teşkil eder. Diğer tüm Dede Korkut hikâyelerinde de bunu görmek mümkündür. Kahraman her zaman ata ihtiyaç duyar. O olmadığında zafer kazanmak çok güçtür. At, hareketli sahnelerde rol alır çoğu kez. Bazen onun şânından bahsedilse de Yegenek hikâyesinde bunu göremiyoruz. Ara ara, olayın seyrini anlatırken çıkıyor karşımıza: “Ol daĥı każılık atın dönderdi kaydą döndi.”, “Hemān dem at saldı, yėl gibi yėtdi.”, “Yegenek atın dönderdi, leşkerę geldi.”

Kale - Çadır - Ev :
Bu üç kavramın hikâyede kullanılış yerleri farklı farklıdır. ‘Kale’ sözcüğü kullanıldığında savaş, kavga, mücâdele ortamı söz konusudur. “Ol mel’un dahı kal’ęden taşrą gelüb bunlara mukābil oldı, er diledi” gibi…
Hikâyenin başında bahsedilen Bayındır Hân’ın çadırı ise tam bir otağ şeklinde olup, divânı anlatır. ‘Çadır’ın kullanıldığı yerlerde ise eğlenceler, toplantılar, yönetim faaliyetlerinin olduğu göze çarpar. “Kara yėrüŋ üzerinę aġ ban ėvin dikmişidi. … İç Oğuz begleri sohbete dėrilmişidi. Yėmę içmę idi.” Ve Yegenek babasını düşman elinden kurtarıp geri dönecekleri zaman da artık mutlu, samîmi bir ortam olan ‘ev’ sözcüğü kullanılmıştır.

3)     Hikâyedeki Motifler

a)     Dua motifi
b)     Oğul motifi
c)     Hayvan motifi
d)     Dinî terminolojiler

A)     Dua Motifi
Dede Korkut hikâyelerinin diğerlerinde de olduğu gibi ‘Yegenek hikâyesi’nde de bitiş dua iledir. Bu dualar kimi zaman Allah’a yakarış, kimi zaman şükran, kimi zaman da karşı tarafa iyi dileklerde bulunma şeklindedir.

“Yom vėręyin hānum:
Yėrlü karą taġlaruŋ yıkılmasun!
Gölgęlicę kaba aġacuŋ kesilmesün!
Aġ sakallu babaŋ yėrü üçmak olsun!
Aġ bürçeklü anaŋ yėri behişt olsun!
Āhır soŋı arı îmāndan ayırmasun!
Aġ alnuŋdą bėş kelimę du’a kılduk kabūl olsun!
Günāhuŋuzı adı görklü Muhammed Mustafā
Yüzi suyıną baġışlasun!”

Yapılan bu dualar ve yukarıda da görüldüğü gibi peygambere sunulan methiyeler, göndermeler Oğuzlarda Allah inancının ne derece sağlam olduğunun bir kanıtıdır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !